Cilt, insan vücudunun çok önemli ve kompleks bir organıdır. Bu nedenle, hem etkin hem de güvenli dermo-kozmetik ürünler geliştirmek için cildi detaylı incelemek gerekmektedir.

Uzmanlığımızla günlük cilt bakımını son derece geliştirmiş bulunmaktayız. Siz de cilt ve uygun cilt bakımı hakkında daha fazla şey öğrenmek istiyorsanız, işte size birçok bilgi ve öneri…

A – ALERJİYE MEYİLLİ CİLT

Cilt ne zaman alerjiye meyilli hale gelir?Cilt, yüzeyinde bulunan lipitler ve diğer birtakım faktörler sayesinde düzgün çalışmasını sürdürür. Lipitler koruyucu bir bariyer oluşturarak derin hücre katmanlarının zarar verici dış etmenlerle temasını önler. Aşırı hassas veya alerjik cilde sahip bireylerde görülen cilt problemlerinin sebeplerinden biri de, su-lipit örtüsündeki kusurlardır. Alerjiye yatkınlığımız genellikle aileden geliyor olsa da, bu durum yaşa bakmaksızın herkesi etkileyebilir. Kızarıklık ve tahriş cildin zararlı zararsız çeşitli maddelerde gösterdiği en yaygın reaksiyonlardır.Alerjiye meyilli cildin bakımı nasıl yapılmalıdır?

Alerjiye meyilli ciltler için yeterli bakım sağlamak oldukça zordur. Yapılacak en iyi şey ciltte reaksiyona yol açmış maddelerden ve yaygın alerjenlerden uzak durmaktır. Ayrıca cildin alırı kurumasına izin vermemek ve boya ve koku gibi tahrişe yol açtığı bilinen bileşenler içeren kozmetiklerden uzak durmak gerekmektedir. Yatıştırıcı ve rahatlatıcı etkiye sahip bileşenlerden oluşan uygun ürünlerin kullanımı, alerjiye meyilli cildi önemli derecede iyileştirmektedir.

B- BEBEK VE ÇOCUK CİLDİ

Genel Bakış“Atopi” kelimesi 1923 yılında Cocae ve Cooke tarafından geliştirilmiş olup ‘yersiz’ anlamına gelen Yunanca “a-tapos” kelimesinden gelir. Kişinin çeşitli alerjik durumlara eğilimini gösterir.

  • Alerjik konjonktivit
  • Alerjik rinit
  • Atopik astım
  • Atopik dermatit

Ortaya çıkışı

 

  • Atopik durumlar, sanayi toplumlarında genel nüfusun yaklaşık %20’sini etkileyebilmektedir.
  • Atopik durum her yaşta ortaya çıkabilmektedir.
  • Bebek ve küçük çocuklarda görülen en yaygın bozukluklardan biridir.
  • Atopik sendromlarla ilişkili patolojik lezyonlar genellikle ciltte görülmektedir.

Belirti ve semptomlar

 

  • Cilt kuruluğu ve sertliği
  • Cilt döküntüleri
  • Tahriş edici maddelere duyarlığın artması
  • Su kaybının artması (cilt tabakalarının nem düzeyinin azalması)
  • Cildin bariyer işlevinin bozulması

Belirti ve semptomlar

Uzun yıllar boyunca yapılan gözlemler sonunda cilt kuruluğunun atopik dermatitin daha uzun sürmesine daha yaygın lezyonlara ve tedaviye dirence yol açtığı ortaya çıkmıştır. Bu nedenle; hem farmakolojik tedaviyi tamamlayıcı hem de inflamatuvar lezyonların asemptomik dönemlerde yeniden ortaya çıkışını önlemek adına AD hastalarında uygun cilt bakımının yapılması çok önemlidir.

Çocuğunuz için beyaz pamuk iç çamaşırları tercih edin, ciltlerinin yün, ipek, flanel ve fazla boyalı giysilerle direk temasını önleyin.

Parfüm veya enzim içermeyen nazik ve yumuşak deterjanlar kullanın, ağartıcı kullanmayın.

C- SELÜLİTLİ CİLT

Selülit nedir?Son epidemiyolojik verilere göre selülit bayan nüfusun %90’ından fazlasını etkileme olup ilk belirtiler çok erken yaşlarda hatta ergenlik döneminin hemen sonrasında ortaya çıkmaktadır. Selülit; genel olarak kalça, baldır, alt bacak hatta kol bölgesinde bulunan yağ hücrelerinin fıtıklaşmasıyla oluşur. Subkutanöz dokunun dejenerasyonu çoğu henüz keşfedilmemiş çeşitli karmaşık faktörlerin yol açtığı uzun-vadeli bir süreçtir. Sürecin toplar damar yetersizliği ve mikro-sirkülasyonel bozukluklardan kaynaklanıp bunların da yağ ve bağlayıcı dokuda dejeneratif lezyonlara yol açtığı görüşü hakimdir. Peki bu çukur ve tümsekli, portakal kabuğu görünümlü cildi geliştirmeye hangi kadınlar daha yatkındır? Tabi ki kanlarında östrojen seviyesi yüksek, progesteron seviyeleri ise düşük bulunan kadınlar. Diğer bir faktör de beslenmedir: karbonhidrat, yağ ve tuz içeriği yüksek gıdalar selülit oluşumunu teşvik etmektedir. Sigara, alkol ve kahve kullanımının da bu oluşumu teşvik ettiği bilinmektedir. Lezyonlar ayrıca diyabet, obezite, dolaşım bozuklukları, hormonal ve gastrointestinal bozukluklardan, doğum kontrol hapları, tiroid, alerji ve yüksek tansiyon ilaçları gibi ilaç kullanımı ile de ilişkili olabilmektedir.Selülitin aşamaları nelerdir?

Uzmanlar selülitin giderilmesine yönelik bütünlüklü bir yaklaşım önermektedirler. Eczanelerde çok çeşitli anti-selülit dermokozmetiği bulunur ve bunlar düzenli kullanıldıklarında selülit görünümünü önemli ölçüde azaltırlar. Bazı lider markalar 1-4 günlük tedavide dahi yüz güldüren sonuçlar vermektedir. Kapsamlı bir selülit programının bir parçası olan ürünleri seçmek iyi bir fikirdir, örneğin, peeling temizleme ürünü ve krem. Ayrıca ürünün hangi aktif bileşenleri içerdiğine da bakabilirsiniz.

L-karnitin ve L-karnitin türevleri içeren amino-asitler yağ yakımını teşvik eder ve nodüler yağ depoları biriktirmeden cildin normal yapısını korumasına yardımcı olurlar.

Polyponel bakımından zengin yabanmersini özü ve turunç özü de mikro-sirkülasyonu desteklemektedir.

Dikkate değer bir diğer husus da, fiziksel aktivite ile diüretik gıdalardan zengin (örn, yabanmersini) bir beslenme ve mineral tuzlar da selülitin giderilmesini teşvik ettiğidir. Dengeli bir beslenmeye sadık kalmakta zorlanıyorsanız gıda takviyelerinden yardım alabilirsiniz. Gıda takviyesindeki aktif bileşenler selülitten etkilenen cildinizin sıkılığını, esnekliğini ve pürüzsüzlüğünü geri kazanmalarında yardımcı olacaktır.

Yeterli oranda dermokozmetik ürünü ve gıda takviyesi kullanımı içeren iyi planlanmış bir tedavi ve düzenli beslenme ile sonuçlar kısa sürede izlenebilecektir.

E- KURU CİLT

Cilt kuruluğunun sebepleri nelerdir?Dengeli bir cilt için dış katmanlarının uygun şekilde nemlendirilmesi gerekir. Derin ciltteki yaklaşık %80 oranındaki su içeriği dış cilde doğru %10-30 seviyelerine düşmektedir. Bu derece az su seviyesi dahi cildin normal işlevini sürdürmesi için yeterli olabilmektedir. Ancak bu seviyenin altına düştüğü takdirde ciltteki enzimler normal işlevlerini yürütemezler. Ölü derinin ciltten uzaklaştırılması süreci sekteye uğrar, cilt matlaşır ve lekelenmeye başlar. Cilt esnekliğini kaybeder ve çatlamaya meyilli hale gelir, kırışıklıklar daha erken zamanda ortaya çıkmaya başlar ve daha belirgin olur. Cildin lipit katmanındaki kusurlar bu duruma yol açabilir. Cilt daha hızlı su kaybeder ve aşırı kurur. Diğer bir faktör de Doğal Nemlendirici Faktörlerin (DNF) kusurudur. DNF, su çekici özelliğe sahip küçük moleküller bileşimidir. Ciltte bulunan bu moleküller onu nem kaybından korur. DNF bileşen seviyesi çok düşük olduğu takdirde su kaybının kontrolü daha da zorlaşmaktadır. Kuru cilt pek çok kişiyi ilgilendiren yaygın bir sorundur ve sebepleri oldukça değişkendir. Örneğin özellikle alkol-bazlı olan bir çok temizleme ürünü kirlerin yanı sıra ciltteki koruyucu lipitleri de götürmekte ve cildi nem kaybından koruyan koruyucu bariyerinden yoksun bırakmaktadır. Ultraviyole ışınları, uç sıcaklıklar ve hava kirliliği de cilt üzerinde olumsuz etkiye yol açmaktadırlar. Özellikle kışın, iç ortam sıcaklıkları ile dış ortam sıcaklıkları arasında görülen yüksek sıcaklık farkları durumu daha da kötüleştirmektedir.Kuru cildin bakımı nasıl olmalıdır?

Kuru ciltli kişilere çok sık duş almamaları (özellikle klorlu suda), yumuşak havlu kullanmaları, yün giysilerden kaçınmaları (ince yün lifleri cilt yüzeyini tahriş etmektedir) ve gerekiyorsa hava nemlendiricileri kullanmaları önerilmektedir. Nemlendirici ürünler DNF seviyelerini geri kazandırırken herhangi bir tahriş edici faktör (örneğin parfüm) içermediklerinden faydalıdırlar.

F- HASSAS CİLT

Kamuflaj ihtiyacı duyan hassas cilt

Doğru kamuflaj nedir?

Kozmetik sektöründe kamuflaj cilt kusurlarını kapatmaya ve çıplak gözle görülmelerini engellemeye yönelik bir tür makyajdır. Bu teknik ilk olarak 1960larda ABD’de ortaya çıkmıştır. Günümüzde ise kozmetik kamuflaj birtakım prosedürler sonrasında (örneğin dermabrazyon vb.) geçici bir çözüm elde etmek amacıyla kullanılmaktadır. Kamuflajın en temel işlevi hastaların kendilerini daha iyi hissetmelerini sağlamaktır. Özellikle yüz bölgesindeki bulunan estetik olmayan lezyonlar, depresyona, kendine güvenin azalmasına ve aşırı bir duygusal gerginliğe yol açabilmektedirler. Düzeltici makyaj yaşam kalitesini iyileştirmeye yardımcı olur. Uzun-süreli tedavinin önemli bir tamamlayıcısıdır.

Kamuflaj makyajı ne zaman gerekir ve hangi ürünler kullanılmalıdır?

Kamuflaj makyajın gerekleri üç kısımda incelenebilir.

A. Kongenital, travma ertesi ve ameliyat ertesi lezyonlar:

  • Hemangioma, telangiectasias, gözlerdeki mor halkalar, pigmentasyon kusurları, dövmeler, ameliyat sonrası skarlar, çatlak izleri..

B. Dermatolojik durumlar

  • Akne, SLE, vitiligo, melasma, egzama, sedef..

C. Ameliyat sonrası iyileşme sürecine ilişkin lezyonlar

  • Morluklar, kızarıklık, kabarcıklar..

Kamuflaj ürünleri iltihaplı ve koruyucu tabakası bozulmuş cilde sıklıkla uygulandığından, aşağıda belirtilen kriterleri taşımaları önemlidir:

 

  • Ciltte maske etkisi yaratmamalıdır.
  • Kapatıcı özellikleri iyi olmalıdır.
  • Cilde uygulaması kolay olmalıdır.
  • Zaman içerisinde etkisini sürdürmeye devam etmelidir.
  • Tahriş veya alerjiye yol açmamalıdır.
  • Farklı cilt türleri için uygun olmalıdır.

H- KAFA DERİSİ

Cilt problemleri ve kafa derisinin uygun bakımıSaç foliküllerinden saç telleri uzarlar. Cildin derin katmanlarında saç kökü ile hücre bölünme ve çoğalma süreçlerinin hızla gerçekleştiği matris yer alır. Bu yapıların hemen yanında, yeni saç oluşumu için gıdaların ve oksijenin matrise geçerek emiliminden sorumlu dermal papilla yer alır.Kafa derisi ve saç, dış etkenlerden zarar görebilmektedir. UV ışıması, değişken hava koşulları, toz, kir gibi çeşitli dış faktörlere sürekli maruz kaldığından, saç özellikle serbest radikallere karşı savunmasızdır. Serbest radikaller, dokuları yok ederek hızlı yaşlanmaya yol açan son derece zararlı parçacıklardır. Bunlar ayrıca saçları zayıflatarak dökülmelerine de sebep olmaktadırlar.

Birtakım metabolik bozukluklar ve dolaşım bozuklukları, cildin yağ bezlerinin aşırı çalışıyor olması ve cildin anormal keratinleşmesi gibi durumlar da saç ve saç derisine ciddi zararlar verebilmekte, saç foliküllerinin işleyişini bozabilmektedir.

Deri hücrelerinin ölümü ve ölü deri hücrelerinin soyulması doğal bir süreç olup genellikle bir sorunun habercisi değildir. Ancak bazı durumlarda aşırı soyulma bir hastalık sebebiyle ortaya çıkabilir. Kepeğin en yaygın sebebi, uygun üreme koşulları oluştuğunda cildin doğal yenileme sürecini bozarak anormal keratinleşmeye ve cilt soyulmasına, kaşıntıya ve kepek olarak kendini gösteren pullara yol açan maya benzeri bir mantar olan Malassezia furfur’dur. Pullanan kepek çok kuru bir kafa derisinin göstergesi olabileceği gibi tahriş veya alerjik reaksiyonlara yatkınlığın habercisi de olabilmektedir. Seboreik dermatit, yağ bezlerini aşırı çalıştığının bir göstergesidir. Seboreik dermatit küçük, kuru ve beyaz pulların yanında kalın kabuklar oluşturabilen sarı yağlı pullara da yol açmaktadır. Bu durum kendini genellikle kızarıklık ve acıya yol açan iltihabik semptomlar olarak göstermektedir.

Saç bakımının temel görevi tozu, kiri ve sürekli olarak cilt yüzeyine salgılanan sebumu ortadan kaldırmaktır. Uygun olmayan şampuan kullanımı saçın zayıflamasına, kırılmalara yatkın hale gelmesine sebep olabilmektedir. Uygunsuz saç bakımı günlük rutininiz haline geldiği takdirde saça çok daha ciddi zararlar verecektir. Bu, saç foliküllerinin sürekli zarar görmesinden ve cilt tahrişine ve ters tepki vererek aşırı yağ üretimine sebep olabilecek şekilde sebumun folikül yüzeyinden tamamen giderilmesinden kaynaklanmaktadır.

Doğru bir yıkama rutini, saç folikülleri üzerinde zararlı etkiye sahip maddelerin giderilerek foliküllerin beslenmesine ve saç gövdesinin yeniden yapılanmasına yardımcı olacaktır.

M – HAMİLELİKTE CİLT

Hamilelerin cildinde ne gibi değişiklikler meydana gelir ve ne tür bir bakım gerektirir?Hamilelik bir kadının hayatındaki çok özel bir dönemdir. Hamilelerin bedeni bu yeni duruma ayak uydurabilmek için çeşitli değişimlere uğrar. Cilt de bu değişikliklerden payını alır. Hamilelik sırasında cilt kan akışı hamilelik dışı dönemden farklı şekilde düzenlendiğinden ciltte kızarıklığa, hassasiyet artışına, göz kapakları ve boyun şişliklerine ayrıca varise yol açabilir. Hormonal değişiklikler cildin aşırı yağlanmasına ve lekelenmesine sebep olabilir. Hamilelikte görülen en yaygın cilt problemlerinden bir diğeri de bağlayıcı doku kaybı, cilt çatlakları oluşumudur. Cilt çatlakları sıklıkla karın, göğüs, kalça, popo ve baldır bölgesinde ortaya çıkar. Hızla değişen cilde uygun bakımların, cilt esnekliğini arttıran jinekolog-onaylı kozmetiklerin uygulanması yoluyla bu sorunlarla başa çıkılabilir.

N- GENİŞ KILCAL DAMARLAR

Kılcal damar nedir?Epidermis olarak bilinen cildin en dış katmanında kan damarları bulunmamaktadır. Cildin dermiş adı verilen orta katmanında ise yoğun ince kan damarları ile oksijen ve besin tedariki yapılmaktadır. Kan akışını düzenleyen damarlar duruma göre genişleyip daralabilmektedir. Bu gayet doğal bir süreç olup örneğin sıcakladığımızda kızarmamız gibi sonuçlar doğurmaktadır. Küçük damarlar, cildin kızarmasına yol açan aşırı sıcaklıktan kurtulmak için genişlerler. Ancak, bu süreci bozan çeşitli faktörler vardır.Kılcal damarlar neden genişler?

UV radyasyonu ve sigara dumanı, cilt altındaki damarlarda yapısal değişikliklere yol açabilen bazı serbest radikallerin kaynağıdır. Stres, çok yüksek veya düşük sıcaklıklar, yanlış beslenme ve diğer pek çok farklı faktör de damarların işlevini düzenleyen süreçlerde değişikliklere yol açabilmektedir. Sonuç olarak kılcal damarlar genişleyip görünür hale, duvarlar hassas ve kırılmaya eğilimli hale gelebilmektedir. Böyle bir durumda cilt kızarır, oldukça kurur ve hassaslaşır. Lezyonlara sıklıkla aşırı sıcaklama ve yanma hissi de eşlik eder. Bu sorun genel olarak 30 yaş üstü kadınları etkilemektedir.

Genişlemiş kılcal damarlara sahip bir cildin bakımı nasıl olmalıdır?

Uygun bir cilt bakım düzeni oluşturulması çok önemlidir. Cilt, değişen hava koşulları ve UV radyasyonundan mümkün olduğunda korunmalıdır. Sıcak banyolar ve yüzün klorlu su ile temizliği önerilmez. Alkol, baharatlı ve çok sıcak gıda tüketimi beslenmenizden çıkarılmalıdır. Ayrıca cildin yağını almayan, kılcal damar daraltma ve güçlendirme etkisine (örn. rutin) tedavi destekleyici etkiye (örn. K vitamini) ve yatıştırıcı etkiye (örn. allantoin ve kava-kava) sahip aktif bileşenler yönünden zengin uygun kozmetik ürünlerin kullanımı önemlidir.

P – SEDEFLİ CİLT

Sedef nedir?Sedefin kesin sebebi bilinmemektedir. Cildin bağışıklık sisteminin aşırı faaliyeti ve epidermisin keratinleşmesi ile ilişkilidir. Sedefli kişiler kızarık, pul pul olan kaşıntılı lezyon parçaları oluşumuna meyillidirler.Sedefli cildin uygun bakımı nasıl olmalıdır?

Sedef, genel nüfusun %2’sini etkileyen bir sorundur. Sedefli cilt, yeniden oluşumun önlenmesi adına uygun bir bakıma ihtiyaç duyar. Cilt yalnızca ekstra yumuşak kozmetikler kullanılarak temizlenmeli ve nemlendirilmelidir. Cilt bakım rutininde iyileştirici, mantar-karşıtı ve antibakteriyel etkiye sahip, cildin mikro-hasarını iyileştirmeyi destekleyici rahatlatıcı ürünler yer almalıdır. Epidermisteki hücre bölünmesi süreçlerini düzenleyen ve kaşıntı hissini azaltan bir aktif bileşen olan ichthyol yaygın olarak önerilmektedir. Şu anda sedef tedavi edilemeyen bir durumdur. Ancak uygun cilt bakımı ile desteklenen dermatolojik tedavi ile rahatsız ediciliği büyük ölçüde azaltılabilmektedir.

R – ROSACEALI CİLT

Rosacea nedir?Rosacea ciddi bir cilt problemidir. Esas olarak 30 yaş üstü kadınları etkilemekle beraber erkeklerde de görülebilmektedir. Cilt kılcal damarları ve cilt kızarıklığı ile ilgili problemlerin rosaceanın göstergesi olabilecekleri düşünülmektedir. Rosacealı cilt son derece hassas ve kızarık olup özellikle orta yüz bölgesinde ortaya çıkar. Hastalığın ileriki aşamasında kabartı ve sivilceli bir görünüm ile beraberinde göz kızarıklığı ve konjunktivit ortaya çıkabilir. Erkeklerde lezyonlara genellikle burun bölgesindeki yağ bezlerinin aşırı çalışması sonucu burun deformasyonu eşlik edebilmektedir.Rosaceanın temel sebebi bilinmemekle beraber bakteriyel enfeksiyonların tetikleyici oldukları görülür. Aşırı metaloproteinaz aktivite de muhtemel sebeplerden biridir. Metaloproteinazlar, ciltte doğal olarak bulunan ve yıpranmış kolajen liflerin çözümünden sorumlu enzimlerdir. Ancak gereğinden fazla çalıştıklarında, iltihap oluşumunu tetikleyen kolajen çözünüm maddelerinin sayısını arttırırlar.

Rosacealı cildin bakımı nasıl olmalıdır?

Rosacealı cilt son derece hassas olup bakımı oldukça zordur. Bazı temel kurallara uymadığınız takdirde bir iyileşme olması pek de mümkün değildir. Sıcak ve güneşe aşırı maruz kalmaktan, sıcak banyodan kaçınmalısınız. Çok sıcak, baharatlı veya ekşi gıdalardan, sert çay ya da kahveden de uzak durmalısınız. Alkollü içecekler, özellikle de kırmızı şarap kesinlikle önerilmez. Cilde uygulanan tüm ürünler son derece yumuşak olmalı; koku, boya, koruyucu içermemelidir.

S – UVA UVB KORUMASINA İHTİYAÇ DUYAN CİLT

UV ışıması nedir ve kendinizi bundan nasıl koruyabilirsiniz?

  • Dalga boyuna bağlı olarak üç farklı ultraviyole ışını (UV) türü bulunmaktadır.
  • UVA ışınları UV ışımasının yaklaşık %90’ından sorumludur.
  • Cilt yaşlanması, ileriki yaşlarda ortaya çıkan güneş reaksiyonları, foto-alerjiler ve hatta cilt kanseri oluşumuna da katkı sağlarlar.
  • UVA ışınları UVB ışınlarından daha düşük bir enerjiye sahip olmakla beraber UVB’den 20 kat daha yoğundur.
  • UVB ışınları UV ışımasının yaklaşık %5’inden sorumludur.
  • Güneş yanıklarına sebep olur, cildin bronzlaşmasını arttırır, cilt kanseri riskini arttırırlar.

UVC ışınları Dünya yüzeyine ulaşmadan ozon tabakasında emilmektedirler.

UV ışımasının cilde zararlı olduğu ilk olarak on dokuzuncu yüzyılda ifade edilmiştir. Önceleri, cildin güneş ışınlarına maruz kalmasının getirdiği erken ve geç etkilerin UVB ışımasından kaynaklandığına inanılıyordu. Bugünlerde ise, UVA ışınlarının da cilt kanseri ve melanom oluşumunu tetiklediği bilinmektedir. Yüksek UVA dozları ultarviyole-B’nin tetiklediği eritemi, bağışıklık yitimi ve bağlayıcı doku üzerinde zararlı etkileri güçlendirebilmektedir. Ayrıca kanser öncesi lezyonların ve cilt kanserinin oluşumuna da katkı sağlayabilmektedir.

UV ışımasının biyolojik etkileri aşağıdaki şekilde sınıflandırılmıştır:

  • Erken – eritem, güneş yanığı ve cilt kalınlaşması..
  • Geç – pigmentasyon bozuklukları, elastoz, erken cilt yaşlanması (foto-yaşlanma) ve kanser öncesi lezyonların, cilt kanseri ve melanomun gelişimi..

Cildi UV ışınlarının verdiği zarara karşı yeterli derece korumak son derece önemlidir. Uzmanlar uygun UV koruması olan ve UV ışımasına karşı geniş-spektrumlu bir koruma sağlayan filtrelerden oluşan ürünlerin kullanımını önermektedirler. Koruyucu ürünler yalnızca cildin UVB ışımasının zararlı etkilerine maruz kaldığı bronzlaşma sürecinde değil, cilt hastalıklarının tedavisi veya güzellik uygulamaları süreçlerinde UVA’ya maruz kalındığında da kullanılmalıdır.

T – AKNEYE MEYİLLİ CİLT

Akneye meyilli cilt ne demektir?Akne, yağ bezlerinin işlevinin bozulmasıyla ortaya çıkan bir cilt problemidir. Bu bezler, avuç içleri ve topuk hariç vücudun her yerinde bulunabilmektedir. Ancak homojen bir dağılımları yoktur. Bazı bölgelerde daha yoğundurlar, örneğin yüzde, yağ bezleri T-bölgesinde (alın, burun ve çene) yoğunlaşmışlardır. Stres ve hormonlar gibi çeşitli faktörler yağ bezlerinin normalden fazla sebum üretmesine yol açabilir. Fazla sebum cildi yağlı ve parlak yapar. Yağ bezlerinin ürettiği sebum, bakterileri de beslemektedir. Sebumun mikroorganizmalarca çözünümü cilt üzerinde tahriş edici bir etki yaratır. Sonuç olarak cilt kızarıklığı ve iltihaplı kabartılar ortaya çıkabilir. Ayrıca, epidermisin normal soyulma işlemi de bozulduğunda, örn, saç folikilünün keratinleşme eğilimi sonucu biriken ölü deri hücreleri yağ bezlerinin deliklerini kapatarak siyah noktalara yol açabilir. Siyah noktalara, uygun olmayan cilt bakımı ve cilt üzerinde delik kapatıcı etkiye sahip maddelerin uygulanması da yol açabilmektedir. Akne lezyonları genellikle yüz, üst sırt ve göğüs kısmında ortaya çıkar.Akneye meyilli cildin bakımı nasıl olmalıdır?

Tipik akne lezyonları her zaman yaş ile ilişkili olmayabilir. Akne, 30larındaki kişilerde kısmen yaygın olmakla beraber son istatistiklere göre 40 yaş üstü nüfusun da %5’ini etkilemektedir. Temel cilt bakım kuralları yaşa bakmaksızın aynıdır. Cilt güneşten korunmalıdır. Güneş ışınlarına maruz kalma akne durumunda geçici bir iyileşme sağlamakla beraber, daha sonraki aşamada cilt lezyonlarını yoğunlaştırmaktadır. Düzenli temizlik de gerekli olmakla beraber, cildin aşırı kurumasından kaçınılmalıdır, aksi takdirde yağ bezlerinin sebum üretimi artacaktır. Antimikrobik özelliklere sahip ürünlerin kullanımı da önemlidir.

W – LEKELİ CİLT

Lekelenmenin sebepleri nelerdir?İnsan cildi, işlevi melanin üretmek olan özel pigment hücreleri içerir. Bu pigment cilt hücrelerini ultraviyole ışımasına karşı korur. Normal şartlar altında pigment üretimi güneşe maruz kalındığında tetiklenir (α-MSH adı verilen bir hormon aracılığıyla) ve üretilen pigment sayısı ışımanın yoğunluğuna göre düzenlenir. Ardından melanin epidermisin üst katmanlarına taşınır ve pigmentasyon burada belirgin hale gelir. Ancak bazen (genellikle hormonal sorunlardan veya bölgesel iltihabik bir reaksiyondan ötürü) pigment üretimi bozulabilir. Bazı tıbbi ürünler de bu bozukluğu tetikleyebilmektedir. Pigment üretiminin bozulması sonucu ciltte, özellikle de güneşe daha çok maruz kalan yüz ve el bölgelerinde koyu ve belirgin lekeler ortaya çıkar.Lekeli cildin bakımı nasıl olmalıdır?

Kilit nokta, güneşe aşırı maruz kalmaktan kaçınmaktır. Unutulmaması gereken bir diğer husus da, lekeler açılmış dahi olsa UV ışımasına maruz kaldıktan sonra yeniden ortaya çıkacak olmalarıdır. UV filtresi olan gündüz kremleri kullanımı şarttır. Bir diğer adım da, aktif pigment engelleyicilere sahip ürünlerin kullanımı ile lezyonların açılmasıdır.

X – RADYASYONA MARUZ KALMIŞ CİLT

Radyasyona maruz kalmış cildin bakımı nasıl olmalıdır?Son yıllarda yaşanan gelişmelere rağmen, kanser tedavileri çeşitli yan etkilere yol açmaya devam etmektedir. Örneğin radyoterapi, genel semptomlara (malez) ek olarak, direk olarak zararlı radyasyona maruz kalmış cilt üzerinde de ciddi hasara yol açar. Radyasyona maruz kalan cilt kurur, kızarır ve hassaslaşır. Bu bölgelere uygun cilt bakımının yapılmaması, radyasyon sonrası semptomlarda artışa sebep olarak iyileşme sürecini sekteye uğratabilir. Ancak yine de, radyoterapi esnasında herhangi bir kozmetik ürün kullanmadan önce doktorunuza danışmalısınız.